Hepimiz aynı gemide (Mİ)yiz?
“Bir yerimiz varsa bu dünyada, 
Her şey insanca olmalı. 
Sevmek de
 Yaşamak da
 Ölmek de…”
Edip Cansever 
Son zamanlarda tekrar karşımıza çıkan ve sık sık duyduğumuz cümlelerden birisi de: “Hepimiz aynı gemideyiz.” 
Aynı gemide olduğumuza göre bu durumda gemide, 83 milyon 154 bin 997 kişi oluyor. Aynı gemide oluşumuz; aynı dertten mustarip olduğumuzu ve birlikte yol aldığımızın bir göstergesi oluyor herhalde.   
Şimdi, aynı gemideysek eğer sorunlarımız d aynıdır. 
Tartışmalarımız da aynı.
Peki ya, yaşam standartlarımız… Aynı mı? 
Eve ekmek getirebilmek için çalışmak zorunda kalan vatandaşımız ile evindeki havuzunda zamanını geçiren vatandaş aynı mı? 
Çocuğunun istediği oyuncağı, parası yetmediği için alamayan vatandaşımız ile oyuncakları eskimeden çöpe atan vatandaş aynı mı? 
Akşam tek çeşit yemek yiyen (durumunda kalan) vatandaşımız ile yemek çeşitlerinin sığmadığı gösterişli masalara ait olan vatandaşlar aynı mı? 
 ‘Aynı gemideyiz’ lafı eksilmezken dudaklardan, bunun yalnızca sözde olduğunu bilen insanlar yaşam standartları SINIRLI olan insanlardır. 
Gerisi hikâye. 
Eğer sorunlarımız aynı ise birlikte ilerlemeliyiz. Aynı standartlar ile… 

Makine dairesinde çalışan, kamaraları temizleyen, çamaşırhanede çamaşırları yıkayan, akşam servisi için mutfakta çalışan insanlar ile restoranda akşam yemeğini bekleyen insanlar ne aynı gemidedir, ne de eşit şartlarda!  
İnsanlar sineye çektiklerini, unutmak istediklerini ve yuttuklarını belli dönemlerde hesap edemezler. Bu hesap edemeyişinin nedeni nedir? 
Güvenilecek insan olmadığından mı? Herkesin yalnızca kendini düşündüğünden mi? Başkasının daha iyi olma korkusundan yapılan çetrefilli hamleler ile önüne geçme çabasından mı? 
Şimdilerin düşünceleri, çıkmaz sokakta faka düşen insanın acizliği gibi…

**
Evet, daha önce hiç yaşamadığımız tarihi bir dönemden geçiyoruz. Seneler sonra anlatılacak olayların şu an içerisindeyiz, yaşıyoruz. 
Ve bu olaylar tarihe nasıl kaydolacak merak ediyorum. Belli dönemlerde yaşanılan olayların sadece isimlerini biliyoruz, perde arkasında olanı biteni maalesef göremiyoruz. Nedeni: o dönemlerde yazılmaması. Yazılı kaynağın bulunmaması… 
Aynı gemideyiz denilen korona virüs de herkes tarafından yorumlanıyor. Hangi kanalı çevirsek farklı bir haber programı… Ve her gün farklı doktorlar…
A kanalı: “Maskesiz sokağa çıkmayın” 
B kanalı: “Ellerinizi temiz tutun”
C kanalı: “Sokağa çıkarken maske takmayı unutmayın”
D kanalı: “Ellerimizi sabun ile yıkamalıyız” 
E kanalı: “Maskesiz sokağa çıkmayalım, ellerimizi bol bol yıkayalım” 
Tanıdık geldi mi? 
Değişen sadece konuklar değil mi? 

Bir gün elmanın kırmızı olduğu söyleniyor, ertesi gün onun neden kırmızı olduğu değil de yine elmanın aynı renge sahip olduğu konuşuluyor.
Olayı farklı bir şekilde yorumlayan, farklı noktalarına değinen, farklı çıkarımlarda bulunan bir doktor izlemedik. 
Bir şeyler karalarken bari farklı noktalara değinelim. Tabii her olaya objektif bakmak gerekir. Nasıl haberler kanalları birbirinin aynısı ise, köşe yazıları da öyle. Birini okuyunca diğeri de aynı açıda… 
Farklı açılardan, farklı yorumlamalar, farklı cümleler görmek inanın izlemeyi de okumayı da daha keyifli hale getiriyor. Ve yine inanın ki bu tutum, tarihe de farklı izler bırakacaktır. 
Şimdi başta gemiden bahsediyorduk. Ardından tek düzlüğe geldik. Neden?
Bu gemi muhabbetinin perde arkasında ilk planda eşitsizlik gelirken, eşitsizliği de takip eden insanların tutumları geliyor. 
Kimse ses etmiyor. Herkes halinden memnun gibi. Değneğin ucu kendine dokununca sesi çıkıyor insanların. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın havalarında… 
Neden düşünmüyoruz? Neden dünün aynısıyız? Neden eşit şartlarda yaşamıyoruz? Ve neden gördüğümüz aynılığın dışına çıkamıyoruz da öylece yaşamaya ‘eyvallah’ diyoruz?
Aynı gemide varsayılırken, farklı yaşayışlar neden sorgulanmıyor? Her gün şahit olduklarımız neden olağan bir durummuş gibi ele alınıyor? 
Biz aynı gemide gitsek bile yine standartlarımız farklı bunun sebebi de işte insanların aynılığa alışması. Tek tip düşünmesi. Yaşadığı çemberin dışına çıkamaması. Farkında olamayışı. 
Aynı gideceksek bu gemide, herkes eşit olmalı. Farkında olup, gözler açılmalı. 
Gemide makine işçisi de eşit olmalı, takım elbisesini giyip akşam yemeğini bekleyeni de… 
İşte böyle olursa ‘hepimiz aynı gemide’ oluruz. 

Daha dün bir vatandaş muhabire düşüncelerini aktarırken, “Kalacak yerim yok. Evim yok, param yok, 3 gündür açım. Hükümet bize niye sahip çıkmıyor? Kaymakamlık, Valilik, karakollar topu birbirine atıyor” dedi. 
Biz aynı gemide değiliz. Aynı ülkede farklı standartlar içindeyiz.
** 
“Bir yerimiz varsa bu dünyada, her şey insanca olmalı. Sevmek de, yaşamak da, ölmek de…” demiş Edip Cansever. 
Bu sözün kritiğini de yapın içinizde. 
Hayat ile.
Haber kanalı ile.
Köşe yazıları ile.
Sokaklarda yatan insanlar ile.
İhtişamlı duvarlar arasında yaşananlar ile. 
İnsanların durumları nasıl değerlendirdikleri ile. 
Verilen kararlar ile. 
Her gün yaşanılanlar ile. 
Ve binilen gemiler ile de yapın kritiklerinizi.  
Herkes içsel dünyasında kendi kendinin muhakemesini yapsın. 
Sonra tekrar düşünsün!
Hepimiz aynı gemide miyiz? Değil isek de, neden değiliz? 
Hande Balcan