Bolu’da kentin içme suyu ve tarım arazilerinin sulanması için stratejik öneme sahip Gölköy Baraj Gölü’nde su seviyesi, eriyen kar suları ve etkili yağışların ardından son iki günde 13 santimetre yükseldi. Barajdaki doluluk oranı yüzde 75’e ulaştı.
Kentin içme suyu ihtiyacı ile Bolu havzasındaki yaklaşık 11 bin hektarlık tarım arazilerinin sulanmasında kullanılan baraj, Abant ve Mudurnu havzasından gelen iki ayrı kaynaktan besleniyor. Geçen yılın aynı döneminde doluluk yüzde 80 seviyesindeydi. Mevcut yağış eğilimi sürerse, göldeki su seviyesinin önümüzdeki haftalarda artmaya devam ederek yaklaşık bir ay içinde tam doluluğa yaklaşabileceği değerlendiriliyor.
Su seviyesi iki günde 13 santim arttı
Baraj havzasında kar örtüsünün erimesi ve yağışların etkisi, son iki günde ölçülen 13 santimetrelik artışı beraberinde getirdi. Kış sonu ve ilkbahar başında görülen bu tür yükselişler, yılın kurak dönemlerine hazırlık açısından kritik kabul ediliyor. Bölgedeki su birikimi, özellikle yaz aylarında artan tüketim ve buharlaşmanın olası etkilerine karşı güvence oluşturuyor.
İçme suyu ve tarım için kritik kaynak
Gölköy Baraj Gölü’ndeki suyun yüzde 33’ü Bolu Belediyesi’ne kentin içme suyu temini için tahsis edilmiş durumda. Üreticiler için ise sulama sezonunun haziran ayından itibaren açılması planlanıyor. Bu kapsamda barajda biriken su, yaz döneminde tarla sulamalarında önemli bir rol üstlenecek. Geçen yaz Gölköy’de su seviyesinin yüzde 19’lara kadar gerilemiş olması, mevsimsel dalgalanmaların tarım ve içme suyu tedariki üzerindeki etkisini bir kez daha hatırlatmıştı.
Mevsimsel dalgalanma ve sürdürülebilir kullanım
Barajlarda yıl içinde görülen seviye değişimleri, yağış rejimi, kar erimeleri, buharlaşma ve kullanım miktarlarına bağlı olarak şekilleniyor. İlkbaharda artan akışlar, yazın artan talep ve yüksek sıcaklıkların etkilerini dengelemeye yardımcı oluyor. Bu nedenle, suyun verimli ve planlı kullanımı, hem haneler hem de üreticiler açısından önem taşıyor. Türkiye’de yüzey ve yeraltı sularının planlanması ve işletilmesine ilişkin genel prensipler, Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından yürütülen çalışmalarla belirleniyor.
Bölgede olası etkiler
Doluluğun artması, kentin içme suyu güvenliğine ve tarımsal üretim planlamasına olumlu yansımalar beklenmesine zemin hazırlıyor. Özellikle meyve, sebze ve yem bitkileri üretimi yapan çiftçiler için sulama takvimlerinin öngörülebilir olması, maliyet ve verim planlamasında kritik rol oynuyor. Bununla birlikte, ekosistemlerin korunması ve sürdürülebilir su paylaşımı için baraj işletmesinde dengeli bir yaklaşımın sürdürülmesi önemini koruyor.
Baraj seviyelerinin takip edilmesi ve suyun tasarruflu kullanılması, kuraklık riskinin yeniden gündeme gelebileceği yaz aylarında olası kısıtlamaların önüne geçilmesine katkı sağlayabilir. Yerel ölçekte alınacak tedbirler ve bilinçli tüketim, su kaynaklarının yıl geneline dengeli yayılması açısından belirleyici olacak.





