Balıkesir Tabip Odası, COVİD-19 pandemisi sürecinde sağlık çalışanlarının karşılaştığı sorun ve tehditlere yönelik basın açıklaması düzenledi. COVİD-19 salgınının başladığı günden bu yana 192’si hekim olmak üzere toplam 497 sağlık çalışanının hayatını kaybettiğine dikkat çeken Balıkesir Tabip Odası Başkanı Dr. Necdet Uçan, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunun bir an önce uygulanmasını beklediklerini ifade etti.

Balıkesir Tabip Odası, sağlık çalışanlarının COVİD-19 salgını sürecinde karşılaştığı sorunlara dikkat çeken bir basın açıklaması düzenledi. Balıkesir Devlet Hastanesi’nin önünde gerçekleşen basın açıklamasında COVİD-19 pandemisinde en çok zararı görenlerin sağlık çalışanlarının olduğu belirtilirken bir an önce 6331 sayılı İş Sağlığı Güvenliği Kanunun uygulanması talep edildi.  Balıkesir Tabip Odası’nın basın açıklamasına CHP Karesi İlçe Başkanı Dilek Yalçın da destek verdi.

“19 AYDA 497 SAĞLIK ÇALIŞANI

HAYATINI KAYBETTİ”

19 ayı geride kalan pandemi sürecinde en çok sağlık çalışanlarını olumsuz etkilediğini vurgulayan Balıkesir Tabip Odası Başkanı Dr. Necdet Uçan, “ İlk resmî vakanın açıklandığı 11 Mart 2020’den bugüne 19 ayını geride bıraktığımız COVID-19 pandemisinin yıkıcı etkisini yaşamaya devam ediyoruz. Kuşkusuz geride bıraktığımız bu süreçte pandemiden en çok etkilenen sağlık emekçileri oldu. İktidarın sağlık emekçilerini ve toplumu yok sayan anlayışı nedeniyle önlenebilir bir hastalıktan 192 si Hekim olmak üzere 497 sağlık çalışanımızı kaybettik.

Tüm pandemi süreci boyunca hekimler ve sağlık çalışanları uygun olmayan çalışma koşullarında uzun süre çalışmak zorunda kaldı. Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere, iktidarın bilimsel bilgiye dayanmayan, şeffaflıktan uzak, yerel dinamikleri gözetmeyen, eksik, yanlış ve tutarsız uygulamalarının bedelini biz sağlıkçılar hayatlarımızla ödedik/ödüyoruz.

“BİRİNCİ BASAMAKTA YAPILMASI

GEREKEN YAPILMADI”

Pandemi sürecinin iyi yönetilemediğini belirten Balıkesir Tabip Odası Başkanı Dr. Necdet Uçan, “ Pandemi sürecinde öncelikli planlama birinci basamakta yapılması gerekirken; test, temaslı takibi, yaşam alanlarının salgına göre düzenlenmesi vb. bu yapılmadı ve salgın hastanelerde karşılandı. Bu plansızlığın sonucu olarak sağlık çalışanlarının iş yükü arttı, çok sayıda sağlık emekçisi hastalığa yakalandı.

Uzun saatler kesintisiz çalışma, sık nöbet tutma, her 5 dakikada bir muayene, yoğun iş yükü, şiddete maruz kalma çalışma alanımız olan sağlık kurumlarının olağanı haline geldi. Pandemi öncesinde de karşı karşıya kaldığımız bu sorunlar salgınla birlikte daha da derinleşti, çalışma koşullarımız daha kötü hale geldi” dedi.

“DEVLET HASTANESİ’NDE UZMAN

HEKİM SAYISI AZALDI”

Balıkesir Devlet Hastanesi’nin sağlık personeli sayısındaki azalmaya dikkat çeken Tabip Odası Başkanı Dr. Necdet Uçan, “ Bir çok kadro ve bölüm Şehir Hastanesine alınırken, şehrin merkezinde bulunan ve kullanım alışkanlığı çok yüksek olan Balıkesir Devlet Hastanesinde bir çok branşta uzman hekim sayısı çok azaldı. Bu da iş yükünün artmasına, ek ödeme konusundaki sıkıntılar da motivasyonun düşmesine neden oldu. Sağlık Bakanlığı çalışma alanlarımızda COVID-19’a ilişkin gerekli önlemleri almadı. Örneğin; “mühendislik ve idari önlemleri”(havalandırma, filtrasyon, nöbet değişimleri öncesi gerektiğinde dezenfeksiyon, fiziksel mesafe bariyerleri oluşturmak, işyerine güvenli ve mesafeli ulaşımı sağlamak… gibi yükümlülükler yerine getirilmedi.

Temel insan hakları arasında yer alan güvenli ortamlarda çalışma hakkı; bu süreçte ihlal edildi. İş güvenliği, uygun çalışma ortamı, uygun çalışma süresi, izin ve dinlenme hakkı, uygun işte çalıştırılma, adil ücret ve örgütlenme hakları salgın döneminde göz ardı edildi.

Sağlık çalışanlarının pandemi sürecinde ciddi  sorunlarla karşılaştığını kaydeden Uçan, “ Özellikle pandeminin ilk aylarında sağlık çalışanları maske, siperlik, gözlük, eldiven, dezenfektan gibi koruyucu materyallere ulaşmakta ciddi sorunlar yaşadı. Salgının ilerleyen dönemlerinde ise Aile Sağlığı Merkezlerinde, iş sağlığı ve güvenliği gibi birinci basamakta görev yapan sağlık çalışanları ve işyeri hekimleri yeterli ve nitelikli kişisel koruyucu donanıma (KKD) ulaşım sıkıntısı yaşadı.

Türkiye’nin komşu ülkelerinde vakalar ve ölümler hızla artarken Sağlık Bakanlığı sağlık kurumlarında salgın hazırlığı yapma gereği duymadı. Vakalar uzunca bir süre gizlendi ve sağlık çalışanları bulaş riskiyle karşı karşıya bırakıldı.

Türkiye’de sağlık ortamları sadece sağlık çalışanları için değil, COVID-19 dışı hastalığı olanlar için de riskli alanlar haline getirildi. İstifa, emeklilik, rapor alma, izin, mola haklarının kullanılması genelgelerle resmileştirilerek engellendi. Sağlık Dönüşüm Programı adı altında sağlığı piyasalaştıran bu sistemin mevcut olumsuzlukları pandemi sürecinde net olarak ortaya çıktı. Çöken sağlık sisteminin bedelini ödüyoruz ve daha fazla bedel ödemek istemiyoruz.

ÇALIŞMA ALANLARININ DÜZENLENMESİ BEKLİYORUZ

Sağlık Bakanlığı’nı bir an önce sağlık çalışanlarının çalışma alanlarını düzenlemeye davet eden Uçan, “ Tüm sağlıkçılar için güvenli çalışma alanı, hastalarımız için güvenli tanı tedavi ortamlarının oluşturulmasını, önlemlerin gözden geçirilip yeniden düzenlenmesini,  Haftalık çalışma sürelerimizin yeniden düzenlenmesini ve azaltılmasını,  Şiddete ve hastalıklara karşı güvenli, sağlıklı çalışma ortamı istiyoruz.  OHAL KHK’leriyle hukuksuzca ihraç edilen, güvenlik soruşturması gerekçe edilerek ataması yapılmayan tüm hekimlerin/kamu emekçilerinin derhal görevlerine başlatılmasını, Birinci basamak sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesini ve sevk zinciri uygulamasına geçilmesini,

İşverenler, sağlık çalışanlarına 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanuna göre COVID-19’dan korunma, KKD kullanımı, hastalık yönetimi vb. konularda eğitim vermek ve bu eğitimleri her birim değişiminde yenilemek zorundadır. Korunmayla ilgili havalandırmadan, iş örgütlenmesine, iş yükünün düzenlenmesine kadar geniş bir yelpazede işçi sağlığı ve güvenliği ile ilgili önlemler de sorumlulukları arasındadır. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun etkin bir şekilde uygulanmasını talep ediyoruz” dedi.