AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, İsrail hükümetinin işgal altındaki Batı Şeria’ya yönelik adımlarını sert sözlerle eleştirdi. Çelik, İsrail’in Batı Şeria’ya “egemenlik dayatması”nı “mekansal soykırım” olarak nitelendirerek, bu yaklaşımın soykırım siyasetinin yeni bir aşaması olduğunu ifade etti.
Çelik, değerlendirmesinde İsrail’in işgal, yayılmacılık ve hukuksuz egemenlik dayatmasıyla siyasetine alan açtığını savundu ve bu tutuma karşı uluslararası camianın tepki göstermesi gerektiğini vurguladı. Ateşkes ve barış gündemini önceleyen tüm tarafları saldırganlığa karşı durmaya çağıran Çelik, kalıcı çözümün 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan, coğrafi bütünlüğe sahip, egemen ve bağımsız bir Filistin Devleti’nin kurulmasından geçtiğini belirtti.
Çelik’ten “mekansal soykırım” vurgusu
AK Parti Sözcüsü’nün paylaşımında, “Netanyahu hükümetinin Batı Şeria’ya dönük attığı son adım, soykırım siyasetinin yeni bir aşamasıdır. İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’ya egemenlik dayatması ‘mekansal soykırım’dır” ifadeleri dikkat çekti. Çelik, tüm tarafların ateşkesi ve barışı öncelemesi gerektiğinin altını çizerek, bölgede gerilimi tırmandıran her türlü uygulamaya karşı çıkılması gerektiğini dile getirdi.
Uluslararası hukuk ve Batı Şeria’nın statüsü
Batı Şeria, uluslararası toplumun büyük bölümü tarafından işgal altındaki Filistin topraklarının parçası kabul ediliyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2334 sayılı kararı, İsrail’in yerleşim faaliyetlerinin uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve “hukuki geçerliliği bulunmadığını” vurguluyor. Konuya ilişkin detaylar, BM Güvenlik Konseyi’nin 2334 sayılı kararı kapsamında yer alıyor.
Bu çerçevede, Batı Şeria’da “egemenlik dayatması”na yönelik her yeni adım, sahadaki fiili durumun kalıcılaştırılması ve çözüm zeminini daraltması bakımından tartışma yaratıyor. Uluslararası hukuk referansları, sınırların zorla değiştirilmesine ve işgal altındaki topraklarda tek taraflı egemenlik uygulamalarına mesafeli yaklaşıyor.
İki devletli çözüm tartışması
Çelik’in vurguladığı 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan egemen ve bağımsız Filistin Devleti hedefi, uzun süredir uluslararası toplum tarafından iki devletli çözümün ana parametrelerinden biri olarak görülüyor. Bu yaklaşım, sahadaki gerilimin düşürülmesi ve kalıcı barışın tesisi için taraflar arasında müzakerelerin yeniden canlandırılmasını gerektiriyor.
Ancak bölgede art arda yaşanan güvenlik riskleri, yerleşim faaliyetlerinin sürmesi ve siyasi gündemin sertleşmesi, çözüm perspektifini zorlaştırıyor. Tam da bu nedenle, Ankara’nın mesajlarında sıkça yer verdiği “ateşkes ve barış” çağrıları, diplomatik kanalların açık tutulması ve yeni bir müzakere çerçevesinin inşa edilmesi gereğini öne çıkarıyor.
Ankara’nın yaklaşımı ve olası yansımalar
Ömer Çelik’in açıklaması, Türkiye’nin uzun süredir dile getirdiği iki devletli çözüm ve uluslararası hukuka dayalı barış perspektifiyle uyumlu bir çerçeve sunuyor. Açıklamanın içeriği, Batı Şeria’da statükoyu değiştirebilecek her adımın hem sahadaki tansiyonu artırabileceği hem de diplomatik süreçleri zora sokabileceği yönündeki uyarıları pekiştiriyor.
Gerek bölge ülkelerinin gerekse küresel aktörlerin atacağı adımların, önümüzdeki dönemde krizin seyri üzerinde belirleyici olması bekleniyor. Çelik’in mesajları, bu bağlamda, uluslararası toplumun ortak bir zeminde buluşması ve sivillerin korunmasını önceleyen bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğine işaret ediyor.





