İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani, devam eden müzakere sürecinin İsrail tarafından sabote edilmeye çalışıldığını, Tahran’ın ise iş birliğine açık olduğunu söyledi.
Müzakereler sürüyor, resmi yanıt bekleniyor
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani, Katar basınına yaptığı değerlendirmede, müzakere sürecinin devam ettiğini ve bölge ülkelerinin de sürecin başarıya ulaşması için çaba gösterdiğini belirtti. Laricani, Tahran’ın görüşlerini ABD’ye iletmek üzere Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi’ye bir mektup verdiklerini, ancak şu ana kadar Washington’dan resmi bir yanıt almadıklarını ifade etti.
Laricani, ABD’nin müzakerelerde kendi çıkarlarını İsrail’in çıkarlarından ayrı değerlendirebileceğine işaret ederek, bu yaklaşımın sürecin ilerlemesine katkı sağlayabileceğini söyledi. Müzakerelerde ilerleme konusunda ihtiyatlı bir iyimserlik dile getiren Laricani, Tahran’ın yapıcı bir çerçevede diyaloğa açık olduğunu vurguladı.
“Nükleer dosya” vurgusu ve kırmızı çizgiler
Laricani, İran’ın daha önce de müzakere taraftarı olduğunun altını çizerek, asıl meselenin nükleer başlık olduğunu yineledi. ABD’nin eski başkanı Donald Trump’ın sıklıkla dile getirdiği “İran’ın nükleer silaha sahip olmaması” hedefinin, Tahran’ın da karşı çıkmadığı ortak bir nokta olduğunu belirtti. Bu çerçevede, nükleer meseleye odaklanılmasının sürecin sağlıklı ilerlemesi açısından kritik olduğu mesajını verdi.
İran’ın füze programının ise ulusal güvenlikle doğrudan ilgili bir alan olduğunu hatırlatan Laricani, bu konunun müzakere başlıkları arasında yer almayacağını kaydetti. İran’ın nükleer faaliyetlerine ilişkin uluslararası denetim ve tartışmalar, uzun süredir IAEA’nın İran dosyası üzerinden yakından izleniyor. Tahran, nükleer programının barışçıl amaçlı olduğu tezini yinelerken, taraflar arasındaki diplomatik kanalların açık tutulması çağrıları gündemdeki yerini koruyor.
İsrail etkisi ve bölgesel güvenlik hassasiyeti
Laricani, İsrail’in müzakere sürecini sabote etmeye çalıştığını savunarak, Tahran’ın yeni bir savaş peşinde olmadığını ancak olası bir zorlamaya karşı hazırlıklı olduğunu dile getirdi. İranlı yetkili, “Biz ABD ile müzakere ediyoruz. Bugün en büyük düşmanımız İsrail” ifadesiyle, sürecin seyrinde Tel Aviv’in rolüne dikkat çekti.
Bölgedeki gerilim başlıkları ve güvenlik kaygıları, taraflar arasındaki diyalogun kırılganlığını artırırken, atılacak adımların dikkatle kalibre edilmesi gerektiği değerlendiriliyor. Bu çerçevede, arabulucu aktörlerin diplomatik kanalları açık tutma çabaları hem bölgesel tansiyonun düşürülmesi hem de müzakerelerde somut ilerleme sağlanması açısından önem taşıyor.
Olası senaryolar: İhtiyatlı iyimserlik
Laricani’nin mesajları, İran’ın nükleer konuya odaklanmış bir çerçevede ilerlemeye hazır olduğu, buna karşılık füze programı gibi alanlarda taviz vermeyeceği yönünde okunuyor. Umman ve Katar gibi ülkelerin kolaylaştırıcı rolünün sürmesi ve ABD’den gelecek resmi yanıtın zamanlaması, önümüzdeki dönemde masadaki atmosferi belirleyebilir.
Diplomasi trafiğinin yoğunlaştığı bir dönemde, tarafların atacağı adımlar yalnızca ikili kanalları değil, bölgesel istikrarı da doğrudan etkileyebilir. İran’ın iş birliğine açık söylemini somut adımlarla desteklemesi ve karşı tarafın da buna mukabil güven artırıcı adımlar atması, sürecin tıkanmasını önleyebilecek en kritik unsur olarak öne çıkıyor.





