ABD basınında yer alan haberlere göre, ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile geçen aralık ayında yaptığı görüşmede, İran ile bir anlaşma sağlanamaması halinde İsrail’in İran’ın balistik füze programına yönelik olası saldırılarını destekleyeceğini söylediği iddia edildi. Söz konusu destek taahhüdünün, basına yansıyan bilgilere göre, operasyonel hava ikmal desteği ya da Arap ülkelerinin hava sahalarının kullanımına dair diplomatik kolaylaştırma adımlarını içerebileceği öne sürülüyor.
İddiaların odağında balistik füze programı
Haberlere yansıyan ayrıntılara göre, Washington’un verebileceği destek seçenekleri arasında lojistik ve hava ikmal unsurları ön plana çıkarken, bölgesel hava sahalarının kullanımı için üçüncü ülkeler nezdinde girişimlerde bulunulabileceği belirtiliyor. Bu çerçevede, İsrail’in İran’ın balistik füze kapasitesini hedef alabilecek bir senaryoda ABD’nin dolaylı veya doğrudan katkısının gündeme gelebileceği iddia ediliyor. Söz konusu bilgiler resmi makamlarca doğrulanmış değil; değerlendirmeler, ABD medyasına konuşan kaynakların aktardıklarıyla sınırlı.
Cenevre’de ikinci tur temaslar bekleniyor
ABD ile İran arasındaki dolaylı temasların ilk turu 6 Şubat’ta Umman’da yapılmıştı. Tarafların ikinci tur için salı günü İsviçre’nin Cenevre kentinde bir araya gelmesi öngörülüyor. Sürece aşina kaynaklara göre, Tahran görüşmelerde yalnızca nükleer program başlığına odaklanmak isterken, Washington balistik füze kapasitesi ve elde tutulan zenginleştirilmiş uranyum stoklarının da müzakere kapsamına alınmasını talep ediyor.
Balistik füze programı, İran ile Batı arasında uzun süredir gerilim başlıklarından biri. ABD tarafı, menzil ve taşıma kapasitesindeki ilerlemenin bölgesel güvenlik dengelerini etkilediği görüşünde. Tahran ise programın savunma amaçlı ve ulusal egemenliğin bir parçası olduğunu savunuyor.
Zamanlama dikkat çekiyor
Trump’ın İsrail’e olası destek vaadine ilişkin iddiaların, Washington ile Tahran arasındaki temasların yeniden yoğunlaştığı bir dönemde gündeme gelmesi dikkat çekiyor. Böyle bir söylem, müzakere masasında güven inşa edilmesini zorlaştırabilecek bir unsur olarak değerlendirilebilir. Öte yandan, İsrail’in güvenlik kaygılarının ABD ile ikili istişarelerde ağırlığını koruduğu biliniyor. Bölgesel denklemde yaşanabilecek her gelişme, Cenevre hattındaki diplomatik çabaların seyrini de etkileyebilir.
Arka plan: Nükleer anlaşma ve sonraki süreç
İran’ın nükleer faaliyetlerine ilişkin kısıtlamalar öngören 2015 tarihli Ortak Kapsamlı Eylem Planı (JCPOA), BM Güvenlik Konseyi’nin 2231 sayılı kararı ile desteklenmişti. ABD’nin 2018’de anlaşmadan çekilmesinin ardından Tahran, taahhütlerini aşamalı olarak azaltmaya başlamış, Washington ise yaptırımları genişletmişti. O tarihten bu yana taraflar arasında aralıklı dolaylı temaslar yürütülse de kalıcı bir çerçeve üzerinde mutabakat sağlanamadı.
Gözler şimdi Cenevre’de planlanan ikinci tur temaslarda. Diplomatik kaynaklar, gündemin kapsamına ve ilerleme düzeyine dair net bir takvim paylaşmaktan kaçınırken, balistik füze programı ile zenginleştirilmiş uranyum konularının masadaki en kritik başlıklar arasında yer almaya devam edeceği değerlendirmesini yapıyor. ABD basınındaki iddiaların doğrulanması halinde, sahadaki olası gelişmeler ile diplomatik sürecin paralel ilerleyip ilerlemeyeceği merak konusu.





