Bugünkü Haberler
RESMİ İLANLAR
PTT 1.LİG PUAN DURUMU
TAKIMLAR O G B M Av P
1- Gençlerbirliği 29 19 4 6 42 61
2- Abalı Denizlispor 29 17 8 4 50 59
3- Hatayspor 29 15 9 5 44 54
4- Gazişehir Gzntp 29 15 7 7 50 52
5- Osmanlıspor FK 29 16 3 10 40 51
6- Ümraniyespor 29 14 7 8 36 49
7- Adana Demirspor 29 14 6 9 42 48
8- Altınordu 29 12 9 8 39 45
9- Boluspor 29 12 7 10 35 43
10- Altay 29 10 10 9 43 40
11- İstanbulspor 29 8 12 9 37 36
12- Balıkesirspor 29 10 6 13 28 36
13- Adanaspor 29 8 9 12 35 33
14- Eskişehirspor 29 8 7 14 36 31
15- Giresunspor 29 6 11 12 26 29
16- Afjet Afyonspor 29 6 7 16 33 25
17- Birevim Elazığspor 29 6 5 18 32 23
18- K. Karabükspor 29 0 3 26 8 0
Üst Lig Play Off Alt Lig
İnsan Hikayesi, Rus Yergisi
İnsan Hikayesi, Rus Yergisi
29 Mart 2019 17:53
Font1 Font2 Font3 Font4
Bu Haber 4 views Okundu

Luc Besson’la Thomas Vinterberg’in isimlerini günün birinde bir filmin künyesinde arka arkaya görmeyi beklemezdik doğrusu. Danimarkalı sinemacı Vinterberg ilk filmi Şölen’i (Festen) çektiğinde, Besson’dan da Beşinci Element’i (The Fifth Element) daha yeni izlemiştik. İki ayrı uçtaydılar yani. Dogma akımıyla yola çıkan bir yönetmenin filmografisi, Besson’un o günlerde başlayan popüler sinema kariyeriyle kesişti. Tam yirmi yıl sonra.

Anlattığı gerçek olaydan dolayı genel seyircinin sevmesi çok muhtemel bir film Kursk. Yapımcı pozisyonundaki Besson’u projeye çekenin, bu insan trajedisi olduğunu tahmin edebiliriz. 2000 senesinde tatbikat için okyanusa açılan Rus denizaltısı K-141 Kursk’ün bir kaza sonrası batışını, hayatta kalan küçük bir grup denizci için yürütülen kurtarma çalışmalarını, denizci ailelerinin Rus ordusu ve bürokrasinin sergilediği vurdumduymaz tavırla mücadelesini anlatıyor film.

Senaryo matematiği açısından oldukça garantici, risk almayan, klasik bir ana akım anlatısı var karşımızda. Okyanusun dibinde öylece yatan bir denizaltı ve ona bir türlü yardım ulaştırılamayışı, pek aksiyon filmi malzemesi de sunmuyor doğrusu. Alıştığımız denizaltı filmlerine benzemiyor yani Kursk. Bunun filmi satmayı zor kıldığı kesin. Yapım aşamasında iddialı ama bir kez ortaya çıktıktan sonra gösterim olanağı bulmakta sıkıntı yaşayan bir iş oldu, belki bu yüzden. Öykünün insani tarafına daha çok yaslanılmış. Fakat metin bu açıdan da özgün, ilgi uyandırıcı sahneler kurmakta zorlanıyor.

abii şunu es geçmemek lazım, bu gerçek öykü örneğinde haklı veya haksız ayrı konu ama Rus devletini eleştirme, yardım çağrıları bir türlü karşılık bulmayan İngiliz donanması üstünden Batı’yı övme fırsatını da kaçırmıyor Kursk. Hatta filmin varoluş amacı bu haline gelmiş belli ki. Schoenaerts’in canlandırdığı karakterin oğlunun yüzünde sık sık ve uzun uzun kalıyor kamera. Hep de çocuğun Rusya’daki devlete, orduya, sisteme, zihniyete dair büyük tanıklıklar yaşadığı sahnelerde. O çocuğun kendi ülkesiyle ilgili hayal kırıklığını, tepkisini, öfkesini filmin esas meselesi yapıyor. Ve en nihayetinde çocuk, koskoca Rus Amirali’nin elini sıkmıyor, bu şekilde diğer arkadaşlarına da örnek oluyor. Uzun lafın kısası, Luc Besson anaakım sinemada Amerikan değerlerinin takipçisi olmaya devam ediyor.




YORUM YAPMAYA NE DERSİNİZ

Bu haberler ilginizi çekebilir!
Yukarı Geri Ana Sayfa